FarmaList tarih oldu
Kurucusu olduğum ve 1995 yılında hazırlayarak 1996'dan beri matbu ve ayrıca 1998 yılından beri de İnternet ortamında yayınlayageldiğim Türkiye Tıbbi İlaç Rehberi FarmaList hakkında, oluşturduğum yayın kurulunda benimle birlikte görev alan ve 1996 ile 1997 yılları yayınlarında çalışan, Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakoloji AD üyesi Prof. Dr. Nurettin Abacıoğlu, Ecz. Ertan Onursal ve Ecz. Kadir Hatunoğlu tarafından, Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde, eserin sahibi oldukları iddiasıyla tazminatın yanı sıra yayınımızın önlenmesi talebiyle 2003 yılında dava açılmıştı.

Yargılama sonunda, kitaplar hakkında herhangi bir inceleme yapmaksızın yalnızca tazminat miktarı hakkında görüş bildiren Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakoloji AD öğretim üyesi Doç. Dr. Bülent Gümüşel, Ankara Barosu'ndan Av. Abdullah Egeli ve Türk Tarih Kurumu uzmanı Fatma Ay imzalı bilirkişi raporuna dayanılarak, 1 Şubat 2006 tarihinde karar verilmiş ve hükmedilen ağır tazminatın yanı sıra Yayınevimizin FarmaList'i yayınlaması da yasaklanmıştı.

Temyiz talebimizi kabul eden Yargıtay, Ekim 2007 tarihli kararında, "Yargıtay denetimine elverişsiz Bilirkişi raporuna dayanılarak verildiği" gerekçesiyle anılan mahkeme kararını bozmuştur. Yargıtay, gerekçeli kararında ayrıca; her yıla ait rehberlerin karşılıklı olarak incelenmesi ve davacıların eserdeki yaratıcılık unsurunun irdelenmesi gerektiğine işaret etmiştir.

Yerel mahkeme, 27 Mart 2008 tarihli ilk duruşmada Yargıtay'ın bozma kararına uymuş ve yargılamanın devamına karar vermiştir.

İlk duruşmada resen verdiği ara kararla dosyayı bilirkişiye gönderen Mahkeme, Yargıtay'ın bozma gerekçesine uygun şekilde, her yıla ait rehberlerin birebir incelenmesini ve oluşacak kanaati destekleyen kitap sayfalarının fotokopilerinin rapora eklenmesini istemiştir.

Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Kimya AD üyesi Doç. Dr. Erden Banoğlu, Rekabet Kurulu Üyesi Doç. Dr. Mustafa Ateş ve Ankara Barosu'ndan Av. Sevim Arıkan imzalı bilirkişi heyetinden gelen raporda, davalı rehberlerin %90 oranında benzediği ve sadece Farmalist'in değil, adeta içinde "ilaç" kelimesi geçen her türlü yayınımızın davacılara hak doğurduğu yönünde mahkemeye görüş bildirilmiş, ancak kitapların benzediği iddia edilen sayfalarının fotokopileri rapora eklenmemiştir.

Bilirkişi heyetinin bu raporuna tarafımızdan itiraz edilmiş ve Mahkeme itirazlarımızın incelenmesi için aynı heyetten ek rapor istenmesine karar vermiştir. Ek rapor birinci raporu aynen tekrar etmiş ve buna da yaptığımız itiraz üzerine Mahkeme bu kez yeni bir bilirkişi heyetinden rapor istenmesine karar vermiştir.

Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Atilla Hıncal, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji AD üyesi Prof. Dr. Alper Bektaş İskit ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk AD Başkanı Prof. Dr. Ahmet Kılıçoğlu'dan oluşan ikinci bilirkişi heyeti, davalı rehberlerin Sunuş, İçindekiler ve İndeksler sayfalarının benzediğini, dolayısıyla evvelce takdir olunan tazminatın %10'u kadar tazminata hükmedilmesinin uygun olacağı yönünde görüş bildirmiş, ancak raporuna mahkemenin istediği gibi, bu kanaati destekleyen kitap sayfalarının karşılaştırmalı fotokopilerini eklememiştir.

İkinci heyetin raporuna yaptığımız itirazlar üzerine aynı heyetten iki kez daha ek rapor istenmiştir. Heyetin "%10 benzerlik" yönündeki kanaati değişmemiştir. Bu heyetin verdiği her üç rapora karşı mahkemeye sunduğumuz beyanlarımızla bilirkişilerin ileri sürdükleri görüşlerine, söz konusu edilen sayfalardan benzemezlik örnekleri de eklenerek, tarafımızdan itiraz edilmiştir.

Dört yıl süren yargılama ve iki farklı bilirkişi heyetinden alınan 5 rapora karşın, 18 Ekim 2011 tarihli son duruşmada, Yargıtay'ın "denetime elverişsiz" bulduğu ve bozduğu karara dayanak olan ilk rapora dayanılarak hüküm kurulmuş ve daha önce kısmen kabul edilen dava bu kez tamamen kabul edilerek, tazminat miktarı arttırıldığı gibi, Farmalist'i yayınlamamız da yine yasaklanmıştır.

Nesnel kanıtlara dayanmadığına ve Yargıtay'ın bozma gerekçesine uygun olmayan bir yargılamayla verildiğine inandığımız karar, Aralık 2011'de tarafımıza tebliğ edilmiş ve temyiz için tarafımızdan Yargıtay'a başvurulmuştur.

Yargıtayca yapılan temyiz inceleme(me)si sonucunda yerel mahkeme kararı onanmış, ardından bulunduğumuz karar düzeltme talebimiz de reddedilmiştir. Böylece yurtiçi hukuk yolları tüketilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti yargı organlarının Adil Yargılanma Hakkını İhlal Ettiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine 2015 yılı başında yaptığımız başvuru ise 27 Mayıs 2016 tarihli karar ile reddedilmiştir.

Uğratıldığımız maddi ve manevi büyük zararların yanında, bu deneyimimizin belki de en üzücü yanı, hemen her halkın kültüründe olduğu gibi bizimkinde de fazlasıyla bulunan, yola birlikte çıkılan insanların niteliğine dair mevcut özlü sözler külliyatına, ödediğimiz büyük bedele karşın küçük de olsa yeni bir ilave yapamamış olmamızdır.

Türkiye sağlık profesyonellerine 1996 yılından beri sunmaya gayret ettiğimiz nitelikli bir ilaç rehberi çalışmamız burada "Kanun Zoruyla" sonlanmış oluyor. Kullanıcılarımızdan ve takipçilerimizden Yüce Türk Yargısı adına özür dileriz.